| Tarihçe |
|
|
|
| Yazar Sinan Kahyaoğlu | |||||||||||||
| Salı, 22 Ocak 2008 | |||||||||||||
|
Fatih Sultan Mehmedin, İstanbulu almak için kullanacağı gemileri inşa etmekte kullanacağı keresteleri biçtirmek üzere türkmenleri, Adana toroslar yöresinden kaz dağlarına getirttiği bilinmektedir. O halde,türkmenlerin kaz dağlarına gelişleri 1453 yılı yada daha öncesine aittir. İskan emrine uyarak, yerleşik düzene geçtikleri 1860 yılına kadar,tahminen 400 sene kaz dağlarında göçebe hayatı yaşamışlardır. Bu 400 senelik türkmen tarihi ile ilgili olarak elimizde hiçbir bilgi ve belge bulunmamaktadır. Tek bilinen şey göçebe olarak dağlarda yaşadıkları ve geçimlerini kerestecilik yaparak sağladıklarıdır. Bu en büyük kanıtı,düden yaylasındaki türkmen mezarlığı ve mezar taşlarındaki kaz ayağı sembolüdür. 1825 yılında,denizlerde sactan yapılmış buharlı gemilerin dolaşmaya başlaması üzerine,ahşap tekneler terkedilmeye başlamıştır.Bu durum kereste ihtiyacını azaltmış ve kazdağında yaşayan tahtacı türkmenlerinin ekonomik faaliyetlerini kısıtlamıştır. Dağda, ekonomik nedenlerle sıkışmaya başlayan tahtacılar,devletin mecburiyetten gösterdiği şevkatli davranışa yanıt verir.İskan olup, tarımla uğraşmaya karar verirler. Tabi bunun karşılığı devlete asker ve vergi ödemek olacaktır.
Karadana Salman, çevresinden 12 kişi ile 26 Temmuz 1843 te Edremit'e giderek, nahiye müdürü karesi Salih Efendi ile görüşür. İskan olmak istediklerini ve iskan yerini belirtir. İskan yeri olarak, Tahtaköy ile Kavlaklar karyeleri arasında bulunan tahtalı kuşlarının bol olarak bulunduğu çamlık bayırını seçer. Çünkü yapılacak olan tarım,sünni ağaların topraklarında çalışma ve ormandan kendilerine tarla açmak şeklinde olacaktır. Bunun için yerleşik tarımla uğraşan köylülerin yanı seçilir. Tahtaköy ve kavlaklarda o sıralarda Türkler ve Rumlar karışık olarak yaşamaktadırlar. Karesi Salih efendi ve Edremit kadısı Mehmet seyit imzalı bir belge ile 750 kuruş mukabilinde 50 dönüm arazi satın alırlar. (Tapu Senedini Görmek için tıklayınız)
Tahtacı Türkmenlerinin buraya yerleşmesine,meraları ve av alanları daralan Tahtaköylü sünniler karşı çıkarlar.Fakat devletin olumlu davranışı yüzünden bir şey yapamazlar. Bugün köyümüzün mezarlığında bulunan Uzun Dede yatırıda, o zamanlar Tahtaköyün Rahmet dede yatırıdır ki Tahtaköylüler yağmur duası için bu yatıra gelmektedirler. Köyün satış senedi inceleğinde, şu sonuçlar çıkmaktadır. Köyün hudutları Kavlaklar köyü ile Tahtaköy arasında kuşcualanı merkez olmak üzere goz, karalyi tarlası(rum) ve iki tarafı meradır. Goz bugünkü goz (kestane) mevkiidir. Gozun çeşmesi dağa gidenler için önemli bir duraktır. (Rakım 907 m.) Karalyi tarlası, Kavlaklar köyü tarafındaki kilise civarıdır. Çünkü,karalyirum adıdır.Bugün kilise denen mevkiide kilisenin tarlası olması gerekir. Diğer Tahtaköy tarafı ise köyün güneyindeki aşağıbağ mevkiilerinde mera olmalıdır. Köy kurulduktan sonra evler, rum ustalara yaptırlmaya başlanır. Aynı zamanda, çevredeki çam ağaçları ile makilik alanlar temizlenerek, ilk zeytin fidanları dikilir ve buğday hasadı başlar. Komşu köylerdeki Rum ve Türk ağaların topraklarında ücretle çalışmaya başlarlar. Köyün kurulmasının Tahtaköy ve Kavlaklar köylerindeki tarımı olumlu yönde etkilemiştir. Köy senedinin orijinali Karadana Salman'dan oğullarına, onlardanda torunlarına kalır. 1945 yılında kendi köyümüz halkından olup, yine köyümüzün ilk öğretmeni Hasan Kudar tarafından Karadananın torunu Mustafa Özcan(koca ağa)'a köyün tarihi olarak sorulur. Mustafa Özcan senedi çıkarır ve okur. Öğretmen Hasan Kudar yeni alfabe ile yazar. Yukarıdaki nüsha Hasan Kudar'ın yazdığı nüshadır.Senedin orijinali Murat Özcan'ın yeğeni Hüseyin Çetin'dedir Köy kurulduktan sonra hemen gelişmemiştir. Türkmenler yine kışın çampara mevkiine, yazın düden yaylasına gidip, tahta biçmeye devam ederler. Zaman zaman köye yeni yerleşenler olur. 1860-1862 yılları arasında Hüdevandigar eyaletine vali olan Ahmet Vefik Paşa, karesi livası içindeki göçebeleri yerleştirmeye büyük önem verir. Bunun için sert tetbirler alır. Yerleşik hayata geçsinler diye göçebe çadırlarını yırttırır. Bunun için lakabı, Çadır yırtan paşaya çıkar. Devletin ormanları kontrol altına alması, keresteye olan ihtiyacın azalması,kereste üretiminde gelişmiş teknolojinin kullanılması, tarımın teşvik edilmesi, 1858 yılından itibaren özel mülkiyeti belgeleyen tapuların verilmeye başlanması,devletin iskanı teşvik etmesi gibi nedenlerle köyümüze daha fazla türkmen yerleşmeye başlar.Köy gittikce büyür.
Bu arada 1880 li yıllardan itibaren Kavlaklar köyünün manastır çayı tarafınada türkmenler gelir yerleşir ve bir mahalle oluşur. Kavlaklarda Rumlar çoğunlukta olup, sünnilerle beraber yaşamaktadırlar.Türkmenlerin mahallelerine Avcılarkuşlar adını verirler. Karadana Salmanın ne zaman öldüğü bilinmiyor. 1870'lerde öldüğü tahmin edilmektedir. Mezarı köyümüzün manastır çayı kenarındaki eski mezarlıktadır. Köy kurulduktan sonra,günlerden birgün bir osmanlı paşasının yolu köye düşer. Köde hayır yemeği vardır. Paşa adamlarıyla birlikte hayır yemeğine katılır. Yemek servisini genç ve gürbüz delikanlılar yapmaktadır. Bu durum paşanın dikkatini çeker, ve gençlerin askere gidip gitmediklerini sorar. Yaşlılar kendilerinin askere alınmadıklarını söylerler. Paşada konuyla ilgileneceğini söyler.Daha sonra Edremit askerlik şubesi yetkilileri gelerek, yaşı tutan gençleri askere almaya başlarlar. İlk askere gidenlerden biriside Veli Çavuş'tur. Veli çavuş Silistre savunmasında Musa paşa'nın emrinde savaşmıştır.Üzerinde Abdülmecit'in tuğrası bulunan gümüş madalyası mevcuttur. Veli Çavuş terhis olup köye döner.Evlenir. Battal,İsmail ve Hasan isimli üç oğlu olur. Battal'ın lakabı(Çetin herif), İsmail'in lakabı (Çepel İsmail),Hasan'ın lakabı (Katil Hasan)'dır. 1892 yılında büyük oğlu Battal askere çağırılır.Askerlikte çektiği sıkıntıları hatırlayan Veli Çavuş o sıralarda yürürlükte olan bedel ödeme hakkından yararlanak ister. Oğlu Battal için bedel öder. Fakat bu şikayet konusu olur. Kayıtlarıda Bayramiç askerlik şubesindedir.Bunu çözmek için bedel kağıdı ve madalyasını yanına alıp, Bayramiç'e gider ve bilinmeyen bir nedenle kaldığı handa ölür. Hancı cebindeki madalyayı görünce askeri birliğe haber verip teslim eder. Veli Çavuş'un cenazesi hanın avlusuna defnedilir. Babasının dönmediğini gören Çetin herif, eşi hatın ile düden yolundan Bayramiç'e gider. Mezarını görür, madalya ve eşyalarını teslim alıp, köye geri döner. Madalya en küçük oğlu Hasan'a kalır. Söz konusu madalya Hasanın torunu lakabı pakına olan Hasan Kar'dadır.
Bu durum 1950 yılına kadar sürer,bu tarihte kavlaklar köyümüze bağlanır ve 1962 yılında tekrar muhtarlık olarak ayrılır.Köyümüz Tahtaköyle birleşmeye ve muhtarlığının lağvolmasına karşı çıkar.Ve başarılı olur. Kavlaklar'ın lağvolması ve oradaki avcılar kuşlar mahallesinin Tahtaköye bağlı olarak, işlerini yürütmesi orada yaşayan türkmenleri zora sokar. Bir iş için köyümüzden geçerek Tahtaköy'e gitmekte ve işlerini gördükten sonra tekrar geri dönmektedirler.1950 yılında müracaat ederek,bizim köye bağlanmak isterler. Ve bağlanırlar.T ahtakuşlar'ın Avcılarkuşlar mahallesi olurlar.Bugün köyümüzden bazılarının doğum yeri nüfuslarında Avcılarkuşlar olarak geçer.1962 yılında tekrar muhtarlık olarak ayrıldıktan sonra eski avarızlarını Tahtaköyden almak istemişlersede başarılı olamamışlardır. Kavlaklar köyü ile Tahtaköy!de Rumlar yaşamaktaydı.1923 lozan antlaşması gereği Yunanistan'la nüfus mübadelesi yapılmış ve yaklaşık 1 milyon rum yunanistana,400 bin Türk Türkiyeye gelmiştir.Bunlar rumlardan boşalan Kavlaklar ve Tahtaköy'e muhacır olarak yerleşmiştir.Kavlaklar ve Tahtaköy'de rum kiliseleri ve okulları vardı.Zaman içerisinde bu binalar yıkılmıştır Kavlaklardaki kiliseden hiç iz kalmamıştır.Ancak bugünkü okulun alt tarafında bir yerde olduğu bilinmektedir.Tahtaköydeki kiliseden bir duvar kalmıştır.Rum okuluda önce ilkokul haline dönüştürülmüş,bugün ise köy konağı olarak kullanılmaktadır
Hazırlayan: Sinan KAHYAOĞLU |
|||||||||||||
| Son Güncelleme ( Perşembe, 07 Şubat 2008 ) | |||||||||||||
| < Önceki |
|---|






